KEDİM OLDU BİR MÜRŞİT

toy-1501461_1920

Her zaman her şeyi isteyen biz…Adem Oğulları, Havva Kızları şu hayatta ne çekerse dizginleyemediği nefsinden çekiyor. Aşk peşinde koştuğumuzu zannedip kendimizi dipsiz kuyularda buluveriyoruz. Hakikat, pare pare kendini her zikredişimizde gösterirken, bizler hakikat perdesini aralamak yerine hakikate ulaşacak yollara perdeler örüyoruz. Şu alem ki her zerresiyle Rabbini zikrederken, biz sevgiliden gelen ufak bir acıya dahi dayanamıyor, nefsin yine kurbanı oluyoruz.

Kendi seyr-ü sülukuma çıkmadan evvel tasavvuf adına onlarca kitap aldım, her biri değerli üstatların kaleminden çıkmış harika eserler. Okuduğum her sayfa beni başka bir sefere çıkarsa bile akıl olarak bazı şeyleri denetlemeden sorgulamadan yapamıyorsunuz. Hele ki bu yolun başlarında olan acemi bir öğrenciyseniz, hele ki aile olarak muhafazakar kesimden gelmiyorsanız. Kimsenin anlayamadığı o buhranlı dönemlerimde “isyanlardayım” dedim, dost ise “kabz hali geldi geçecek” dedi, beni yatıştırdı, usul usul kalbime üfledi. Bir gün yine hırçın olan nefsim tamah etme derecelerini aşmış, etrafına deli gibi saldırıyor, kırıyor döküyor en sevdiklerini tek tek incitiyordu. Zor da olsa onu odama çekip üzerinden kapıyı kapatabildim, konuşmadım bir süre, ne onunla ne de onun kırdıklarıyla. Kadim kitaplarımın arasında beni arşa yükseltecek bir cümle arıyor, okuyor ama kalbime geçiremiyordum. Bir süre uyuyorum, uyumak iyi geliyor,nefs sakinleşiyor ben yeniden yaşantıma devam ediyorum. Aradıklarım kitaplarda yoktu zaten tasavvufu okumaktan ziyade yaşamak gerekiyordu. İlerleyememekten tekrar eski yaşantıma dönmekten korkuyordum. Korku bir kanat ümit ise diğer kanattı ama ben kanadı kırılmış sürüsünden dışlanmış göçmen kuşları gibi yapayalnızdım. Nefsimin esiri olmak ruhuma ve bedenime fazlasıyla zarar veriyordu. Bir süre susmaya karar verdim, okumamaya, düşünmemeye. Günlerimi rutin işlerle geçiriyordum derken her ne olduysa sıradan yaşamım içinde bana cereyan ediverdi.
Benim masum aşığım, ümmi emanetim kedim,Pişişku.

Kedimin benim aydınlanmama vesile olabileceğini nerden bilebilirdim ki!

Pişişku altı yaşlarında gürbüz, zeki aynı zamanda bana âşık erkek bir kedi. Öyle ki aşkımızın büyüklüğü davranışlarımıza yansıyor hemhal derecesine ulaşıyor. Benimle ağlayan benimle gülen, aşk dolu gözlerini benden hiç ayırmayan belki de hayatımdaki tek sadık erkek. Pişişku, halinin vermiş olduğu rehavet ile şişmanlamış, veterinerin uyarıları ile tez elden diyete başlamıştı. Diyet sürecinde daha fazla mama yemek için sürekli ağlıyor, ortalığı dağıtıyordu. Sinirinden tül perdeyi baştan sona yırtması artık beni de çileden çıkartmıştı. Pişişku bir cezayı hak ediyordu, ona verebileceğim en güzel ceza yanımdan uzaklaştırmak olacaktı. Pişişku’yu yaptığından dolayı azarladıktan sonra yanıma bir süre gelmesin diye odamın kapısını kapattım. İçeride kıs kıs gülüp “bakalım ne yapacak” der demez, bizimkisi başladı kapıyı tırmalamaya, ağlamaya. Sırf yanıma gelebilmek için o küçücük patisiyle kapıyı açmaya zorlarken ben de hatasını anlasın diye açmamaya gayret ediyordum. İşte o an kitaplardan bulamadığım hissiyatı kedimden buldum. Kedim bir anlığına mürşidim oldu, günler boyunca acı içinde olan ruhumu aydınlattı. En yüce sevgili de bana aynısını yapıyordu, sırf terbiye olabilmem, nefsimi ehlileştirmem için kapısının önünde bekletiyor, ağlatıp, yalvartıyordu. Çünkü terbiye sabır gerektirirdi çünkü aşk fedakarlık demekti.
Belki bir an, bir kedinin kapıyı tırmalayışında, bir kuşun cıvıltısında, bir yaprağın hışırtısında veya sevgilin göz bebeklerinde aydınlanıvereceksiniz. Aşk ve muhabbetle.
Firuze Büşra

GÜNÜN SÖZÜ: “Biraz açıklama, biraz bağışlama, biraz da sabır, son bulur kavga.” Waldrip

GÜNÜN MÜZİĞİ: “Lascia ch io pianga” George Frederic Handel

KİTAP ÖNERİSİ: “Bitmeyecek Öykü.” Micheal Ende
FİLM ÖNERİSİ: “Only Lovers Left Alive”   Yön: Jim Jarmusch

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir