ARİFİN SIRRI HİKAYESİ

Eski püskü giyinip metruk bir evde tek başına yaşayan bir arif vardı. Adamın biri, oradan geçerken kulağına köpek sesleri geldi ve kendi kendine söylendi ; “Acaba köpeğin burada işi ne!” Sonra sesin geldiği yere yöneldi. Metruk eve girdi. Sağa sola baktı, köpek olmadığını görünce enikonu şaşırdı. İçeride yalnızca dilenci kılıklı bir derviş vardı. Arifin sırrını keşfettiğini anladı, utandı, geri dönmek istedi. Arif zat, içeriden gelen ayak sesini duyunca seslendi; “Arkadaş; kapıda ne duruyorsun, buraya gelsene!” Adam ona yürüyedursun, konuşmasına devam etti; “Ey gözümün nuru burada köpek havlıyor sandın değil mi? Oysa havlama sesini çıkaran bendim. Yüce Allah’ın düşkünlükten hoşlandığını bildiğim için böyle yaptım. Aklıma köpekten daha zavallı bir varlık gelmediğinden dergahında köpekler gibi feryat etmek istedim.”

Yüce derecelere çıkmak isteyen,tevazu kanatlarını aşağı eğmelidir. Hakkın huzurunda başköşeye kurulanlar, kendi derecelerini aşağı tutanlardır. Sel, heybetle aktığından dolayı yukarıdan aşağı tepesi üstü düşer.Oysa çiğ tanesi küçük ve acizdir ve böyle olduğu için gök onu muhabbetle kucağına alıp ayyuka çıkarır.

Arkadaş, ariflerin sırrına dair bir başka hikaye daha anlatayım sana. Şöyle ki; bazı rivayetçiler Hatem-i Tai için sağırdı derler. Ama sen inanma. Bir seher vakti, sineğin biri örümcek ağına takılıp vızıldamaya başlamıştı. Örümceğin zayıf görünüp susması sırf hiledir.Sinek onun ağzını bal sanmıştı ve fakat o ağız aslında gizli bir tuzaktı. Hatem, ibretle baktı ve ; “Ey tuzağına tutulan, tahammül et. Çünkü her yerde bal, şeker olmaz. Aksine, çok ağlar, tuzaklar bulunur.” dedi. Orada bulunan aklı başında biri hayret diliyle Hatem’e sordu; “Yahu bizim bile zor duyduğumuz sinek sesini nasıl anladın ey Allah’ın dostu?” Sinek sesini fark ettiğine göre sana sağır demek doğru olmaz.” Bunun üzerine Hatem, adamın şaşkın yüzüne bakarak tebessüm etti ve; ” Ey ince zekalı dostum! Batıl, boş söz duymaktansa sağır olmak daha iyidir. Mesela benim yanımda bulunanlar ayıplarını örtmek için beni methederler. Ama onlar aslında bana iyilik yapmıyorlar. Tam tersi; kötü tabiatlarımı sakladıkça  bir gün gelir, gururum beni alt edebilir, nefsime yenilebilirim, onlar bunu hiç düşünmüyorlar. İşte sırf bu yüzden sağırmış gibi davranıyorum. Meclistekiler de beni sağır bildiklerinden iyi kötü neyim varsa söylüyorlar. Ben de bu söylenenleri dikkate alarak fena hareketlerden eteğimi çekiyorum.” diye cevap verdi.

Övgü dolu söz ve alkış ipiyle kuyuya inme. Hatem gibi sağır ol, kendi ayıplarını dinle. Sadi’nin sözünden yüz çevirenler, ne mutlu olabilir, ne de huzur bulabilir! Daha iyi bir öğütçü istiyorsan, bilmem ki benden sonra kiminle karşılaşacaksın?

(Gülistan ve Bostan, Sadi Şirazi.  Beyan Yayınları, syf 128-129)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir