Kategori arşivi: MİSTİK

MONOLOGLAR-LADES

Her acı biraz daha olgunlaştırır derler, ergen yaşlarda yaptığımız hatalar tecrübe sayılırken, yetişkinliğimizde yaptıklarımız ne anlama geliyordu?… Pişmanlık mı?… İnsan hayatta bir defa aşık olabilirdi, belki iki… Gerisi deneyimlerden mi ibaretti? Benim hikayemde bir Eylül günü büyük bir anfi salonunda başlamıştı.

Göz, göze geldiğimiz o ilk an… Bakışmalardan mütevellit, oynadığımız bir oyundu sadece. Sanki aramızda sessiz sedasız bir antlaşma varmış gibi.

Gözler, ıslak dudaklar, esmer ve beyaz tenler…

Yazarlık serüveninde kalbimizde sızı bırakan her anı, her aşk yazar olan nevi şahsına münhasır kişiye sanat olarak geri dönermiş. Zaten hemen hemen her şairde acılardan beslenmiyor muydu? Hikaye bir ifade biçimiyse, şiir devrim sayılırdı.

“Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte….Oysa Kötü bir anlatıcıyım oysa ben… Ne zaman bir kaza olsa adı aşk oluyor artık… Ve çocuksun sen, sesinde tipiye tutulduğum…” Ne güzel anlatmış Ahmet Telli…

Çocuktun sen, esmer gözlerinde kendini arayan… Ahhh neyse… Nerede kalmıştık?Evet şimdi hatırladım, bizimkisi masum bir bakışma oyunundan ibaretti sadece. Keşke masum kalsaydı.

Masanın üzerinde duran bir tabanca, içinde sadece bir kurşun. İşte o kurşun beni vurmuştu. Ben bile bile o tek kurşunluk silahı B’ye vermiş… Gizlice tutuştuğumuz lades oyununda ben kaybetmiştim. Topağacı sokaklarında sisli bir bulutun ardında tebessümle hatırladığım bir anı olmuştu.

Baktı, bakmamış gibi yaptı ve Şairin de dediği gibi ” Ne zaman bir kaza olsa, adı aşk oluyor artık”.

Ve şimdi… Yeniden toparlanma zamanı.

Firuze Büşra AK