TEVHİDİN İZİNDEN

 

candle-335965_1920

Yol bir başlangıç ise yolculuk zamanın ötesindeki zaman, dehre açılan bir kapı. Yol bir mürşit ise yolculuk gerçek sevgiliyi bulma yolunda bir mürit. Yol olmadan yolculuğa çıkılmaz elbet, mekânlardan mekânlara, halden hale raks edilemez

Yol mürşit…
Yolculuk mürit…
Yolcu ise müridin sol yanındaki nazenin bir kalp.
Yol başlangıcına geldiğin vakit eşikten geçmeden evvel dönüp bir bakarsın arkana, dönmek istemezsin geriye aynı zamanda korkarsın adımını attığın eşikten geçince değişmeye. Bütün bildiklerini sıfırlamaya, bildiğini, bildiğini zannettiğini tekrar tekrar yırtmaya. Aşk için renkten renge girmeye tıpkı ebemkuşağı misali. Eşikten geçip yola çıktığın vakit acemice atan kalbin bu yeni dünyanın seyri halindeyken, hayret perdeleri birer birer açılır. Her hayret perdesi ebemkuşağının bir rengidir aslında. Mavi, kırmızı, yeşil… Her bir renk bir oluşu temsil eder, bir edep halini “Öyle konuşulduğu gibi değilmiş” dersin. Hal halini üstüne giymek nefsine ağır gelir, direnmeye başlar seninle. Gönül bir uçtan nefs diğer uçtan tutar yolculuk halindeki müridin bedenini, geri dönüşü zor olan bu yolda bütün elemler omuzlarına yüklenmiş zannedersin. Çıktığın bu yolda çaresizlik deruni bir girdap gibi gelir, sıkıldıkça daha da derine yuvarlanırsın. Omuzlarındaki yük bütün bedeninde derken bir bakarsın ki gönlüne kadar neşredivermiştir. Çaresizlik içinde ateş altında yanan kalbin yanmaz artık, kanamaz da. Çünkü o kan kırmızısı gül bahçesine dönüşmüştür, derken mürşidinin sesi kulağında çınlayıverir  “Üzme kendini ey can! Bu yaşadıkların gerçek değildir aslında, bir rüyadasın ey can! Uyanma vakti gelmiştir artık. Haydi kalk yeniden, silkelen. Kederi de neşeyi de bir kenara bırak, sen yolda olmaya bak ey can. Unutma sakın, bir zorlukla birlikte kolaylık vardır, muhakkak ki bir zorlukla birlikte kolaylık vardır. Bizim menzilimiz korku değil, aşktır ey can!”
Kulağında mürşidinin nazenin sesi, burnunda misk-i amber kokuları dosdoğru ilerlemeye devam edersin, tevhide doğru, cüz’i aşktan sıyrılıp külli aşka doğru…
Nefs de tıpkı ebemkuşağı gibi yedi renktir aslında. Yedi renk, yedi basamak. Her bir renk halet-i ruhiyeni ifade ederdi. Renkler basamaklardaki görevindir, her renk senin ruhunu haşrederken “öldüm,öldüm” der ama yine de yaşamaya, yol hali ile kalmaya devam edersin. Bütün renkleri teker teker geçtiğin vakit, kainatın ritmi ile karşı karşıya kalırsın. Semadasındır artık, döner döner yanar, döner döner uçar gül bahçelerinden geçersin, kendi miracına doğru yükselirsin ve her rengin tek ve yek olduğu ışığa doğru süzülürsün. Simsiyahtır orası, nefsin en son rengi, Hazreti Peygamberin siyah nuru, bütün alemin bir olduğu yerdir orası. Ve sonra bir ses yükselir kulaklarında “hiçlik,hiçlik.” İşte bütün meselenin bu olduğunu anlarsın, yolculuğa çıkmandaki asıl amacın önüne gelmiştir artık. Hiç olmak, sen olmandan daha latiftir aslında, hiç olmak bütün sıfatlardan sıyrılıp tevhide ulaşmanda bir kılavuzdur aslında.
Firuze Büşra

GÜNÜN SÖZÜ: Bir kişi Allah’tan başka kimseye ihtiyacı olmadığına inanırsa; Allah da onu başkasına muhtaç etmez.  HZ. Mevlana
GÜNÜN MÜZİĞİ: “Hüseyni Taksim” Neyzen Tevfik

KİTAP ÖNERİSİ: “ Hayata Sufi gözü ile bakmak” Süleyman Uludağ

FİLM ÖNERİSİ: “ Karanlık Armoniler” Bela Tarr

BİR KATREYİZ GÖKKUBEDE