Etiket arşivi: enerji

HAYATIN DÜELLOSU OLMAZ

Hayatı daha kolay yaşanabilir kılmanın sırları nedir diye sorsam ne derdiniz?  Daha çok para mı? Yoksa bir parmak şaklatışınızda hayallerinize kavuşmanız mı?  O çok sevdiğiniz eve veya arabaya sahip olmak mı?  Bunların hepsine “evet” diyorsanız yanıldığınız bir nokta var demektir.

Düşünsenize her istediğiniz anında oluyor, hiçbir çabaya gerek duymadan. Elinizde Alâeddin’in sihirli lambası var ve her lambayı okşadığınızda cininiz “emrim başım üstüne” deyip bütün hayatınızı kolaylaştırıyor. Yaşamanız artık çok kolay hale geldi, tebrikler.

Fakat yaşamak bu demek değildir. Ataol Behramoğlu’nun o hafızalara kazınan şiirinde dediği gibi “Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır. Kopmaz kökler salmaktır oraya…” Yani yaşamak, bütün benliğinle var olmaktır, cümle âlemi kucaklarcasına.

Mutluluğun para ile satın alınamayacağı artık bilimsel olarak kanıtlandı, ne kadar fazla para o kadar çok mutluluk diye bir kavramı tarihe gömmemiz gerekiyor. Mutluluk şuanda olmalı acısı ve tatlısıyla şuanı yaşayabiliyorsan mutlusun işte. Bir de bu mutluluğunu başkalarına yardım ederek taçlandırdın mı, hayat işte o zaman tam bir karnaval havası.

Korkmamak lazım hayattan, korkularımızın esiri olmamak… Sanki hayatla büyük bir arenada karşı karşıya gelmiş, kovboylar gibiyiz. Her gün yeni bir düello içindeyiz. Atın bunları artık kafanızdan. Benim ki “kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” olayına giriyor biraz da… Yani iş yine bizde bitiyor. Eskiden yaşadığımız olaylar, hayal kırıklıkları, komşu oğlunun son model arabası, “onda var bende yok” sendromları… Bizim hayatı yaşayabilir kılmamızı ne yazık ki azaltıyor. Yaşamak, sevdiğinle, sevdiklerinle ve sevdiğin işi yaparak mutlu olmak değil midir?  İlla son model telefonun olup, çok lüks mekânlarda mı oturman lazım? Mutluluğu, artık maneviyattan çıkardık ve maddeselliğe bağladık. Fakat atladığımız bir nokta var ki mutluluğun saf bir sevgi enerjisi olduğu, yani onu hiçbir şekilde maddeleştiremezsin, sadece yaşarsın.

Annen, baban, kardeşin, sevdiklerin sağ ve yanındalar mı ne mutlu o zaman sana? Sevdiğin insanlarla ve sevdiğin işi yaparak mı çalışıyorsun işte en büyük mutluluk bu. Belki de mutlu olmak için çocuklardan örnek almalıyız. Gidin bir oyun parkına ve seyredin o çocukların neşesini, cıvıltısını ve en önemlisi de özgürlüğünü. Hiçbir çocuğu gördünüz mü neden ben yalıda oturmuyorum diye ağladığını.

Varsın olmasın son model bir arabamız, ama sevdiklerimiz yanımızda ya “ne mutlu bize” diyebilelim. Karamsarlıklardan vazgeçelim çünkü hayat karamsar olanları sevmez ve anında hooop bir çalım atıverir. Güvenelim içimizdeki sese, Allah’ın o sonsuz sevgi enerjisine. İçimizden ziyade dış sesleri dinlediğimiz için bu hale gelmedik mi?

Hayata kafa tutmayı bırakmak gerek, hırslarımızı ve kendimiz ile yaptığımız kavgayı da… Görmediğimiz bir yere gidelim mesela, illa yurt dışı falan da gerekli değil, şehrin hiç girmediğimiz sokaklarına girelim, oradaki insanları, yaşamları görelim. Kim bilir belki de oradaki çiçek başka açıyordur, insanlar daha bir farklı gülüyordur, o hayatı merak edelim.

Uzun lafın kısası, yaşamı onun içinde akarak yaşayalım azizlerim.

 

SÖZ: “Müzik, gökle toprak arasında bir ahenktir.” Konfüçyüs

MÜZİK: “Paradise Circus”  Massive Attack

KİTAP:  “Dinle” Cemalnur Sargut